Hastane Maceralarım -1- Dikkat Vücudumda Virüs Var!

Hastane Maceralarım -1- Dikkat Vücudumda Virüs Var!

1 184

Göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor zaman diyoruz ya, sağlıksız yaşam hiç de deyimdeki gibi kısa bir sürede geçmiyor. Hatta hastayken zaman sanki hiç geçmiyor. Özellikle de yataktan çıkamayacak kadar durumunuz kötüyse, sanki yelkovan oraya park etmiş gibi geliyor size. Nerden mi biliyorum? Geçenlerde aniden bir hastalığa yakalandım. bir hastalığa diyorum, çünkü doktorlar bile adını koyamadılar.

Yataklara düşürdü beni, gücüm tükenmişti adeta. İnsan su bile mi içemez, içemiyordum. Acile gidelim dedik, doktor daha 23.saniyeye gelmeden “serum takın” dedi ve odasına gitti doğruca. Stajyer hemşire kolumdaki damarı bulmaya çalışırken, ben kafamı dik tutmak için son enerjimi harcıyordum sanki.

Neyseki zayıf kolumdaki damarı bulması uzun sürmedi. Ha bir de eklemişti doktor giderken: “Sonuna kadar açın serumu” amaç hemen bitsin ve gideyimdi. Öyle de oldu, 1 saat ya sürdü ya sürmedi bitti ama ağrılarım geçmemişti. Ha itiraz ettim mi ? Etmedim, çünkü yan tarafımdaki hastanın ailesi, acil servis olduğunu unutup tüm aile sorunlarını tartıştılar hem de gayet alçak bir sesle (!) Serumun bitmesiyle acil servisten çıkacaktık ama o gün okula gidememiştim. Çok sevgili doktor bey ortalarda görünmüyordu.

Sohbet eden bir grup hemşireye, ” Bugun okula gidemedim, rapor ala..” derken “rapor için polikliniklere gitmeniz gerek hanfendi!!!” dedi, saat 12’ye 5 vardı. Poliklinikler kapanacktı, acilde tedavi olan bir hasta raporunu neden poliklinikten alacaktı ki hem? “Neden, burda rapor veril…” sorumu tamamlayamadan yine bölündüm. Belli ki çok kızmıştı sohbetlerinden alıkoyduğuma. “Doktora soracaksınız hanfendi, gidin sorun odasına!!!”diye haykırdı şu hasta kıza. Neyse, kapıda DOKTOR yazan odayı bulmakta hiç zorlanmadık.

Kapıyı çalıp, girdik kendilerinin yanına “Merhaba, benim abim ve ablam da doktor” diyerek başladım konuşmama, “Bugun okula gidemedim, rapor alabilir miyim? Şimdi polikliniklerde kapanıyor” diye devam ettim en şirin halimle. “Aslında pek önemli bir şeyin olmadığını söylemiştim, ama…” derken bir yandan da raporu dolduruyordu. Pek önemli bir şeyim yokmuş iyki dedim.

Nasıl olacaktım acaba kötü halimde. Aile fertlerimin doktor oluşunu dile getirmemle hadi yine iyiydim resmen. Serumun etkisiyle biraz daha iyiydim, ama bu iyilik fazla sürmedi.

Akşama yine bulantı durumu, şiddetli baş ağrısı. Canım hiç bir şey istemiyor, yerimde duramıyordum rahatsızlıktan öyle heyecandan falan değil. Acaba tekrar acile gitsem mi diye düşünürken, akşamleyin bulunduğum yerdeki hastanede (ODTÜ Kampüsü/Mediko) acil serviste doktor olmadığını, bu nedenle serum takmadıklarını öğrendiğimde tum umutlarımı kaybedip bir an önce uyumam gerektiğinin fikriyle yastığıma sarıldım.

Ertesi 2 gün de benzer şekillerde geçti. Farklı olarak başka bir doktora gittim, kan tahlili sonuçlarıma göre viral bir hastalık geçirdiğimi, bunun ilacı olmadığını ve kendiliğinden geçeceğini söyledi. Virüs girmişti vücuduma!! 2 gün rapor vererek yolladı beni gerisin geriye. Bol bol meyve yiyip dinlenmem gerekiyordu.

Öyle de yaptım çok sevgili doktorumu dinleyerek. Ama öyle 2 günde de tam olarak iyileşmedim. İştahımın geri gelmesi, kendime geri dönmem bir haftayı buldu. Ne zor şeymiş hasta olmak dedim bir kez daha.. Her şeyin kıymetini kaybedince anlıyoruz hep.. Aslında en büyük varlığımız sağlığımız. Sağlıklıyken kıymetini bilmeniz ve kendinize gerçekten çopçok iyi bakmanız dileklerimle..
Mathegothic.

#BENZER SAĞLIK KONULARI

1 YORUM

  1. gerçekten Türkiyedeki sağlık sistemini, büroksiyi çok iyi ele almışsınız. Hangimizin başına gelmiyor ki bunlar. İnsan hasta olmaya korkuyor vallahi. Sağlam adam bile hasta oluyor hastanelerimizde. Üzücü bir durum doğrusu. Bu arada geçmiş olsun.

Bir Yorum Bırak